Blonde Film Yorum ve Ekşi Sözlük İlk Tepkiler

service

Blonde Film yorumları, ekşi, film yorumu, film yorum, film yorumu, Netflix, ekşi lügat, imdb, izle, 2 olacak mı, film araştırma, analizi, Ana de Armas, başrolü şeklinde aramalarınız için yorumguncel.com’da kalınca.

Son zamanların en oldukca dört gözle beklenen filmi ne diye sorsanız, kuşkusuz Marilyn Monroe’nun yaşamını Ana de Armas’ın yaşam verdiği Blonde filmi deriz. Yaşam öyküsü türü filmlerin son dönemde yükselişi ile beraber Netflix ipin ucundan tuttu ve unutulmaz isim Marilyn Monroe için de bir film çekildi. Ana de Armas’ın şu ana kadar ki kim bilir en iyi oyunculuğunu sergilediği film, kimileri için Monroe’nun yaşamını kötüye kullanma eden bir yapım bulunduğunu söylemiş oldu. İzleyenlerin bazısına göreyse adam yönetmenin bir kadının hayatına ışık tutamayışına isyan etti. İmdb’de 19 bin kişinin oylaması ile 5,7 puan toplayan film hakkında izleyenler başka neler söylemiş oldu dersiniz?

Şimdi hadi gelin devrin en ikonik isimlerinden Marilyn Monroe’nun hayatına ışık tutan Blonde film yorum ve ekşi lügat tepkilerine birazcık daha yakından bakalım.

Blonde Film Mevzusu

Filmin mevzusu, Bu tasarı öykü, Hollywood efsanesi Marilyn Monroe’nun kargaşa ve bunalımlı hususi yaşamını ve şöhret uğruna ödediği bedeli yürekli bir halde tekrardan ele alıyor.

Yönetmen Andrew Dominik’ten Joyce Carol Oates’in oldukca satan romanından uyarlanan ‘Blonde’, Hollywood’un en kalıcı ikonlarından kabul edilen Marilyn Monroe’nun yaşamını cesurca tekrardan canlandırıyor. ‘Sarı saçlı’, Norma Jeane olarak yaşamış olduğu değişken çocukluğundan, yıldızlığa yükselişi ve duygusal ilişkilere kadar, onun kamusal ve hususi benlikleri arasındaki genişleyen ayrımı keşfetmek için gerçek ve kurgu çizgilerini bulanıklaştırıyor.

Blonde Filmi | Mevzusu | Oyuncuları | Netflix

Blonde Film Yorumları

Blonde Film Ekşi Lügat İlk Tepkiler

filmin yapımcılarından biri de brad pitt.
(alın bu bilgiyle napıyorsanız yapın.)
ben filmi beğendim fakat marilyn monroe bu kadar yıkık bir tip olsaydı bu kadar ünlenemezdi diye düşünüyorum. evet oldukca fena şeyler yaşamış fakat o denli yıkık değildi. sonda kadının kaderini annesininkiyle benzeştirmeleri üzdü. yapmayın şunu artık yeter. her insanın kaderi ayrıdır. o da sevilmemiş o da sevilmemiş bebeği istememiş zart zurt. içim dağlandı hee. filmografi mi sinematografi mi her her neyse, sırf onun için bile izlenir oldukca iyi çekilmiş.

-hukumetin icra atlar

başrol hanım kızımıza üzüldüm, kariyer basamaklarını doğru işlerle 3’er 5’er çıkıyordu, bu filmle birazcık tökezleyecek fakat kalmış olduğu yerden devam edeceğine inanırım.

marilyn monroe’nun başarıları, naif kişiliği, her mevzuda devamlı kendini geliştirme ve başkalarının saygınlığını kazanma çabası, mükemmelliyetçiliği, çalışkanlığı ve insancıllığını anlatmak yerine onun yaşamış olduğu zorluklar üstünden nemalanmaya çalışan aptal film. monroe maalesef yaşamış olduğu dönemde de film sektörü ve çevresindeki insanoğlu tarafınca oldukca sömürülmüş ve kullanılmış, ölümünden sonrasında da sömürülmeye devam eden bir ikon. bu film de onun iyi mi sömürüldüğünü seyirciye göstermek bahanesiyle aslen onu sömürmeye devam ederek cebini dolduranların bir başka ürü

zaman kaybı bir film. izledim bazı sahnelerde yaşanmış olan ruhsal travmalar ağır çekimle anlatılmaya çalışılmış fakat baymış. siyah beyaz çekim hadi her neyse de mevzu geçişleri süratli ve kopuk, marilyn oldukca mu masum? kısaca film olmamış.

başlayıp da dramı yüzünden bitiremediğim film. çağan ırmak çekmiş sanki. esasen her şeye üzülüyoruz, bir tek marilyn eksikti

ana de armas, marilyn’in tıpkısının aynısı olmuş. sanki marilyn’i izler gibiydim, inanamadım ve oldukca iyi oynamış. fakat film oldukca kopuktu. bir çok sahnede bi önceki sahnede ne işe yaradığını tahmin etmece oynadık. ve oldukca sevdiğim (bkz: adrien brody)’i görmek benim için mükemmel bir sürpriz oldu.

ne film fakat

blonde sarsıcı, sert, şok eden, kasvetli ve en orjinal anlatımla bir marilyn monroe, gerçek adıyla norma jeane (mortenson) biyografisi.
film kendine joyce carol oates’in aynı isminde kitabını referans alıyor.oates’in kitabı bir roman.kısaca küresel bir ikon tanrıçası olan aktrisin yaşamı, bilinenler ışığında öyküleştirilerek (dramatize edilerek) kurgusalmış şeklinde ele alınıyor ve yeni bir yorum getiriliyor.haliyle andrew dominik’in uyarlama filmi de biyografik bir drama, bir anlatı (temalı/öykülü) film.onun için belgesel gerçekliği beklemek anlam ifade etmeyen.anlatılanların ne kadarı gerçek, ne kadarı kurgusal ekleme hiçbir önemi yok.

kasvetinde ötesi kasvet bir film.
ödül almak için yönetmen ve görüntü yönetmeni fazla kasmışlar.
izlerken ” yok artık bunlar gerçek olabilir mi? hakikaten yaşandı mı?” şeklinde sorular sorup durdum.
oldukca üzüldüm hanıma.

neojen ana de armas çirkin değil sadece monroe kadar zarif ya da çekici de görünemiyor. yüzü de yusyuvarlak kalmış, bir yerden sonrasında gülünç görünmeye başlıyor. daycobudeska anısına iç dünyasını bizlere açan bir yapım olmasını beklerdim. yaşamını okumuştum olayların kurgusu o denli karışık ki ne işe yaradığını kimi zaman anlayamadım. içim şişti.

madurbadekes

o ışıltılı dünya ardında ne kadar hüzünlü bir yaşam bulunduğunu oldukca iyi özetleyen film, ek olarak hayatına çıkan adamların ne kadar adi bulunduğunu bir kere daha görmüş olduk, hele o kocası olacak onursuz, sanki hanımı rahibe okulunda tanıdı, filmlerde oranı buranı gösterdin diye devamlı dövmesi.. aynı işi meydana getiren erkekler kasım kasım kasılırken ona insanların fena hanım gözüyle bakılması bile, aradan 70 yıl geçmesine karşın hanım sömürüsü adına hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyor bizlere, ne acı…

filmimizde oldukca emek var inkar edilemez sadece üç şey beni birazcık rahatsız etti:

filmimizde kimi görüntüler fazla retro, siyah beyaz örnek olarak. kimi sahnelerde dijital efektler mevcut. birbiriyle alakasız stillerde çekilmiş, sanki iki değişik yönetmen çekmiş şeklinde, bu çeşitlilik kimi izleyicilerin zevkine hitap edebilir sadece ben yorucu ve gereksiz buldum. monroe’nun oldukca kuvvetsiz yansıtılması. gerçeklikle ne kadar ilintili bulunduğunu bilemem kim bilir bu şekilde bir insandı sadece hayatına giren her adam tarafınca istismar edilip her seferinde fazla sessiz kalması beni üzdü izlerken. gereğinden fazla çıplaklık içermesi. gerçekçi olması için yapılmıştır bir ihtimal fakat bu kadarı lüzumlu miydi bilemedim.

her şeye karşın yaşamı seven , aşık olan , evlenen , mutlu olmaya çalışan bir hanımdı.
film sanat içerikli olmaya çalışmış, o kısmı başarmış. ana des armas ise mimikleri , hali hareketi ile muhteşem oynamış. filmin tek iyi yanı ana olabilir.

Bu içeriğimizi de sevebilirsiniz;

Kaynak

https://yorumguncel.com/blonde-film-yorum-ve-eksi-sozluk-ilk-tepkiler/

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Et