Tarihin En İyi Kaptanlarlarından Amiral Yi Sun-Sin

Daha Fazla Göster

Tarih sahnesi binlerce yıl boyunca pek çok insanı ağırladı. Bu kişilerden bazıları krallar, kahramanlar, efsaneler olarak anıldı. Amiral Yi ise yaptıklarıyla özel bir yer elde etmeyi başardı.

Yeni serimiz “Tarih Bunu da Gördü” ile birlikte, Dünya tarihi üzerinde iz bırakmış figürleri bir kez daha gün ışığına çıkarıyoruz. Bu seride en iyisinden en kötüsüne tarihte yer alan tüm ilginç karakterleri ve yaptıkları şeyleri sizlere aktaracağız.

Yazı dizimizde yer alan ikinci isim ise Kore’nin -ve pek çok kişiye göre tarihin- en iyi deniz komutanlarından olan Amiral Yi Sun-Sin (ya da Yi Soon-Shin, Kore harflerini Latin harflerine çevirirken farklı karşılıklar kullananlar var).

Bu noktada bir şeyi açıklığa kavuşturmak gerekiyor: Yi Sun-Sin kendi dönemindeki bütün Kore kaynaklarında kusursuz ve epik biri olarak anlatılır. Hadi Kore’yi kurtardı sonuçta diyelim, Çin kaynaklarında da övülür. Hadi Çin o dönem Kore ile müttefikti, adamın denizi gemileriyle ve cesetleriyle doldurduğu Japonlar bile adamı övüyor. Kendisi ile ilgili en objektif kitap gene kendisinin yazdığı otobiyografisi, öyle etkili bir lider aslında.

“Oğlum ne işin var askerlikle falan?”

Aslında Yi Sun-Sin oldukça köklü ve zengin bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmişti. 1545 yılında Seul’de doğan Yi, 200 yıldır görece ferah içinde yaşayan Kore toplumunda, Konfüçyen görüşlere göre bir eğitim alıp yönetici olabilecek iken asker olmayı seçmişti. O dönemde askerlik soylular tarafından beğenilmezdi. Asker olan soylular da akademilerden hızlıca mezun edilip, ATM yüzbaşısı olarak rahat masabaşı işlere tayin edilirdi.

Yi Sun-Sin ise ülkenin kuzeyinde yer alan, Curçen kabilelerinin gidip gelip yağmaladığı topraklarda görevlendirilmişti. Bu küçük görev, Yi’nin bir asker olarak sivrildiği, “İki dakika şu adama ihanet etmeyin de ülkenizi bir kurtarsın” dedirten hikayesinin başlangıcı oldu.

Kendisine verilen küçük ve bakımsız birliği sıkı eğiten, Curçenleri durdurmak için de gerilla taktikleri ve tuzaklar hazırlayan Yi, en sonunda bu bölgede halkın can ve mal güvenliğine zarar veren yağmacıların sonunu getirmeyi başarmıştı.

Hiçbir Başarı Cezasız Kalmaz

yi heykeli

Hikayemizin ilk şeref yoksunu bireyi de bu noktada karşımıza çıkıyor. Kim bu? Yi’nin garnizon komutanı diyebileceğimiz bir kişi. Kendisi Yi Sun-Sin’in fazla öne çıkmasından dolayı rahatsız, meclisteki bağlantıları sayesinde zaten rütbe almasını engellediği Yi Sun-Sin’i sürekli olarak göz ardı ediyor ve acil takviye/destek isteklerine cevap vermiyor. Ardından da Yi’yi savaştan kaçmakla suçlayarak mahkemeye gönderiyor. 

İşkence gören Yi’nin suçsuz olduğu anlaşılsa da rütbesi en alt seviyeye indiriliyor. Böylece Yi’nin ayak işleri yapacak bir asker olması sağlanmaya çalışıyor. Ne var ki altını çamura buladığınızda altın yine de altındır, su tutulduğunda tekrar parlar. Yi’nin kariyeri de öyle oldu.

Yeniden orduya döndüğünde deniz kuvvetlerindeki eski bir rakibi, donanmanın yenilenmesi sürecinde iş bitirici bir subaya ihtiyaç duyduğu için Yi’yi yanına almıştı. Bu göreve büyük önem veren Yi, askerlerini sıkıca çalıştırırken tersane bölgesinin de sorunsuz işlemesini sağlıyordu.

Aaa ne güzel Japon gemileri

japonyanın kore istilası

Kore’de bunlar yaşanırken, Japonya’nın bütünlüğünü sağlamış olan İmparator Toyotomi Hideyoshi, Çin’deki Ming Hanedanlığı’na ait toprakları gözüne kestirmişti. İstila için de en kestirme yol olarak Kore’den transit geçmek olarak gözüküyordu. Bunun için Kore’ye elçiler yolladı ve sınırların açılmasını istedi.

Tabii Kore tarafı bunu kabul etmedi zira hem Çin ile önemli ticari ve dostluk ilişkileri vardı, hem de ülke nüfusu kadar Japon askerinin ülkeden geçişine izin vermek çok çok büyük bir risk idi. Sonuçta bu adamlar Civ 5 atmıyor ki savaş açınca sınırların dışına ışınlansın askerler.

Japonya (daha doğrusu imparator) bu duruma çok sinirlendi ve Kore’yi istila etmeye karar verdi. Bunun için de donanmasının harekete geçmesini istedi. Japon ordusunun yüzlerce gemisi, içinde binlerce askerle yola çıktı. Bir takım havalı samuray abilerin dışında, tüfek benzeri ateşli silahlar kullanan Japon denizciler ile dolu donanma denize açıldı.

Won Kyon adlı Kore amirali, Japon gemileri yaklaşana kadar bekledi. Bir gözcü bile göndermeyen Kyon, Japon donanmasının görüşme yapmak, hatta sundukları ülkelerinden geçiş talebi için özür dilemek istediğini düşünüyordu. Yaklaşan gemilerden inen silahlı askerler ise bu görüşün yanlış olduğunu çok seri şekilde kanıtladı. Japon ordusu Kore’ye girmiş ve ülkede adeta terör estirmeye başlamıştı. Kyon, donanmanın geri kalanındaki gemilerin Japon eline geçmemesi için batırılmasını emretti.

Hepiniz gelin, alayınız gelsin

Amiral Yi

Amiral Yi ise daha farklı bir görüşteydi. Ona göre Kore savaşmadan teslim edilemezdi. Kendi küçük donanması ile birlikte Japon donanmasının başına musallat oldu. Daha güçlü gövdeye ve daha uzun menzilli toplara sahip olan Yi, Kuğu Kanadı adı verilen bir taktikle denizlerde namını duyurmaya başladı.

Daha önce hiç deniz savaşı yönetmemiş olmasına rağmen yetenekli bir komutan olan Amiral Yi, savaşın ilk gününde tam 43 Japon gemisini batırmayı başardı. Bu esnada kendi tarafındaki tek zaiyat ise kendi kendini hafifçe yaralayan bir askerdi. 

Yi’nin Kuğu Kanadı savaş tekniğinde önden öncü bir birlik gidip düşmanları peşine takıyor, sonrasında da Kore donanmasının menziline girmelerini sağlıyordu. Bir yay gibi kapanan Kore donanması, üstün menzilini kullanarak düşmanlarını bozguna uğratıyordu. 

Araştırma geliştirmeyi de ben yapayım peki

kaplumbağa gemisi

Amiral Yi, Kore halkı arasında bir kahraman olmaya başlamıştı. Savaştan -daha doğrusu katliamdan- kaçanlar Yi’nin garnizonuna sığınıyordu. Yi de bu mültecilere bir teklif sundu ve çeşitli hizmetleri yerine getirmeleri karşılığında koruma sözü verdi. Bu hizmetler arasında hasta bakmak, yaralılarla ilgilenmek, tarım ve üretim yapmak yer alıyordu.

Tarihe geçen meşhur kaplumbağa gemilerini yapan isimlerden biri olan Yi, aynı zamanda Kore’nin işe yarar ilk ateşli silahlarını da kendi kontrolündeki adada bulunan bu mülteci ar-ge merkezlerinde üretmişti. Adalar adeta sanayi devrimi yaşamıştı: bu bölgelerde artık demir işçiliği gibi zanaatlar da yapılıyordu.

Bıraksak 20 yıla Japonya’yı ele geçirecek gibi duran Amiral Yi’yi bir kez daha bırakmadılar. Kore senatosundaki bir Japon ajanı, Japon bir generalden geldiğini söylediği bir notla ortaya çıktı. Buna göre, Japon komutanın bir rakibi, nakliye gemileri ile açıktaydı ve Amiral Yi için kolay bir hedef olabilirdi. Yi bu duruma gülüp geçti ve bu tuzağa düşülmemesi gerektiğini belirtti. Sonuç? Buyrun aşağıya.

Yine mi başa dönüyoruz?

yi

Yi, bu tuzağa düşmediği için görevinden alındı ve ihanetle suçlandı. Aslında koca Kore’de savaş kazanabilen tek adamı idam edelim diyenlere şüpheyle bakılması gerekirken meclis bu konuda çok hevesliydi. Neyse ki birkaç nüfuzlu dostu araya girerek idam edilmesini engelledi. Sonrasında Yi bir kez daha en alt seviyeden askeriye saflarına dahil edildi ve cepheye gönderildi.

Bu esnada Kore’de donanmanın kontrolüne Won Kyon getirildi, hani şu birkaç paragraf yukarıda kendi donanmasını savaşmadan yok eden amiral. Yi’nin görevini kaybetmesine neden olana benzer bir tuzağa, o güne kadar Yi’nin donanmasına kattığı bütün gemileri alıp en kısa sürede düşen Kyon karşısında savunmasız yük gemileri değil, 500 gemilik dev bir armada buldu. 

Öncü göndermek kavramına tepki olarak dünyaya gelen Kyon, duruma ancak iki donanma karşı karşıya gelince uyandı. Bu noktada da doğrudan saldırı emri verdi. Günlerce tam gaz denizde ilerleyen donanmanın ise mecali yoktu. Sonuç olarak Kore donanmasından geriye neredeyse hiçbir şey kalmayan bu savaş, Kore için sonun habercisiydi.

Hala umut var

amiral yi

Bütün bunlar olurken Yi ise bir kez daha kendisine yöneltilen suçlamalardan aklandı ve amiral rütbesine geri döndü. Donanma adına elinde bir şey kalmamış olan Kore’nin gemilerinin sayısı oldukça azalmıştı. Bunun üzerine Kore yönetimi de donanmanın lağvedildiğini açıkladı.

Yi ise bu durumu kabullenmediğini, hâlâ 13 gemisi olduğunu ve kendisini ölüme hazırlayarak denizleri savunmaya devam edeceğini bildirdi. Bu noktada Çin de ufak da olsa bir donanma ile Kore’ye yardım etmeye karar vermişti. Artık son bir savaş için herkes hazırlıklarını devam ettiriyordu.

Yi, son savunma için elindeki çok kısıtlı kaynakla tek bir şansı olduğunu biliyordu. Bunun için günlerce yıldız haritalarını, deniz haritalarını ve raporları inceledi. Kore’nin kaderini belirleyecek olan son savaşın yerini en sonunda seçti: Myeongyang Boğazı.

Myeongyang: Denizlerde geçen 300

myeongyang savaşı

Yi’nin seçtiği Myeongyang (Kükreyen Boğaz) Boğazı’nın ilginç bir özelliği vardı. Burada akıntı her üç saatte bir yön değiştirirdi. Japon gemilerinin de manevra yapmakta çok iyi olmamasına güvenen Yi, burayı düşmanlarını bekleyeceği yer olarak seçti.

Aslında Japon donanmasını gören Kore donanması başta savaşa girmekten çekinmişti ancak Yi, kendi amiral gemisi ile savaşa girdi. Sonrasında da diğer gemiler peşinden savaşa girdi. Kendi gemilerinden gelen dikkatsiz atışlar, Japon amiral gemisinin batmasına neden oldu. Bunun üzerine Japon donanması çekilmeye başladı ancak boğaz tüm gemiler için yeterince büyük değildi. Ayrıca akıntının da yönü değişmişti. Sonuç olarak Japon donanması kendisiyle çarpışarak savaşı kaybetti. Yi ise bir kez daha tek bir zayiat bile vermemeyi başardı.

Bu zaferin ardından, belki de savaşın kaderini gerçek anlamda değiştirebilecek tek şey oldu ve Japonya’nın imparatoru olan Hideyoshi öldü. Sonrasında Japon tarafı savaşmaktan vazgeçti, askerlerini zarar görmeden ülkelerine geri getirmenin bir yolunu aramaya başladılar. Koreliler ise tam 6,5 yıl boyunca ülkelerini yakıp yıkan, halkın önemli bir kısmını katleden Japonlara öyle kolay bir çıkış sunmuyordu.

Ve son savaş geldi çattı

yi sun shin

Kore’den çekilmeye çalışan Japon ordusu ile Yi’nin donanması son kez karşı karşıya geldiğinde, aslında Kore ile Japonya arasındaki savaş sona ermişti ancak bu haber henüz cepheye ulaşmamıştı. Yi ve Çinli müttefikleri, Japon donanmasıyla burun buruna geldiğinde artık bu haberin gelmesinin de bir önemi yoktu.

Çinli amiral, Japonlar ile denizde savaşmamıştı. Bu yüzden Yi’nin hep kaçındığı şekilde doğrudan saldırı yaptı. Sonrasında Çinli amirali kurtarmak için Yi saldırdı. Sonrasında ise Japonlar Yi’nin peşine düşünce bu defa Çinli komutan yardıma geldi.

Gece boyu süren savaşın ardından gün ışıkları kendini gösterdiğinde, Japon donanmasının ne kadar kötü durumda olduğu görülüyordu. Kore donanması Japonları kovalarken Yi, savaş davullarını kendisi çalıyordu. 

Son çatışmada başıboş bir mermi ise Yi’yi buldu. Kore’nin son umudu olan adam, son nefesinde “Savaşı kazanmak üzereyiz. Davulları çalmaya devam edin” dedi. Yi’nin oğlu babasının zırhını kuşandı ve donanmanın moralini korumak üzere babasıymış gibi davulu çalmaya devam etti.

En sonunda, Yi’nin kıymeti anlaşıldı

yi sun shin

Savaşın ardından Çin amirali, zaferi kutlamak için Yi’nin gemisine yanaştı. Onu karşılayan ise Yi’nin oğlu oldu. Bu sahneyi görür görmez ne olduğunu anlayan Çinli amiral güverteye kapaklanarak ağlamaya başladığında, “Ölümünde bile hayatımı kurtardın” diyordu.

Kore’nin özgürlüğü için savaşan Yi, bu özgürlüğü kendisi hiç göremedi. Doğduğu kasabaya geri getirilen naaşını görmek için binlerce Koreli bölgeye akın etti. Çinli amiral Yi için övgülerle dolu bir şiir yazdı. Hatta Kore Kralı ve meclisi de Yi’nin itibarını iade etti. Hayatı boyunca hakkı yenen, acı çektirilen, hakir görülen Amiral Yi Soon-Shin, Kore’de sadakatin lordu olarak anılacak ve sonsuza kadar ülkenin en büyük kahramanları arasında yer alacaktı.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Avusturya Forum - Güncel Haberler ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Et